ESKİŞEHİR GEZİMİZ

Bu sene Geleneksel Toplantımıza Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesindeki arkadaşlarımız ev sahipliği yaptılar. Çok iyi düzenlenmiş bir kampusta, çok iyi konaklama yerlerinde ağırlandık, çok güzel bir salonda toplantı yaptık. Yaptıkları mükemmel organizasyon için Sn.Prof.Dr.Şeref Demirayak ve ekibini kutluyor, kendilerine teşekkür ediyoruz.

Toplantı salonu önünde   "Farmasötik Kimyada Lisansüstü Eğitim" konulu bir poster gösterisi  ve farmasötik kimya alanında günümüze kadar Türkiye'de yayınlanan kitapları içeren "Farmasötik Kimya Kitapları Sergisi" düzenledik.

Eskişehir gezimizin  Geleneksel Toplantımızın yanısıra bir de sosyal yanı oldu. 

10.Haziran.Cumartesi,  güne Anadolu Üniversitesi ve Ülkemizin yüz aklarından bir araştırma merkezini, TUBAM Tıbbi Bitkiler Araştırma Merkezi'ni gezerek başladık. Sn.Dekan Prof.Dr. Kemal Hüsnü Can Başer'in yıllardan beri devam eden özverili çalışmaları sonucu oluşturulan merkezde, bitkisel kaynaklı bileşiklerin izolasyonu ve biyoteknolojik ürünlerin elde edilmeleri amacı ile kullanılan  üniteler, ayrıca çok sayıda modern analiz cihazları bulunmaktadır. Sn.Başer grubumuza  uzun bir zaman ayırıp, aletler ve  merkezin çalışmaları konusunda ayrıntılı bilgiler verdiler ve merkezin araştırmalarımız için hepimize açık olduğunu söylediler.

Cumartesi gününü  birarada yediğimiz müzikli -kendin söyle kendin dinle - akşam yemeği ile kapattık. Gece Prof.Dr.Mert Ülgen ve Prof.Dr.Erdoğan Berçin'in konseri ile başlayıp, Dr.Kudret Yazan  ve Prof.Dr.Ümit Uçucu'nun  hepimizi hayran bırakan nostaljik şarkılarıyla geç saatlere kadar sürdü.

Pazar gününü yöre gezisi ile geçirdik.Gezimizin ilk durağı Seyyid Battal Gazi Türbe ve Külliyesi idi. Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan, medrese, imarethane, fırın, tekke ve dergahtan oluşan külliyenin serin koridorlarında  huşu içinde gezip, Seyyid'in sandukası başında dualarımızı ettik, Kadıncık türbesinde dilek tutup taş yapıştırdık.

Günün ikinci durağı  Midas'ın Kulakları ve anıt mezarların bulunduğu Yazılıkaya oldu. Esintili bir tepede yer alan Yazılıkaya ve hemen yanıbaşındaki anıt mezarlar, mağara evler gerçekten büyüleyici idi.

Yöre gezisini Sakarya Nehrinin doğuş yeri olan Sakarya Başı veya yöresel deyişle Sakarbaşı'nda tamamladık.

Sakarbaşı'na ulaşım yol tamiratı nedeni ile çok hoş olmasa da envai renkte  çiçekleri birarada görmenin güzelliğini  kolay kolay unutamayacağız. Hele çiçeklerin güzelliğine güzellik katan güzeller de olunca.

 

İçindekiler