ASSOCIATION OF PHARMACEUTICAL AND MEDICINAL CHEMISTRY
Founded on June 10, 1994
Honorary President :   Prof.Dr. Hayriye Amal

Home       Association          Members        Events  Farmeder          Links      Journals


Noyanalpan   |  Nebioğlu  |  Şahin   |  Ateş  |   Domaç  |  Turgut


Prof. Dr. Fethi Şahin
Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı

 
Medisinal kimya aynı zamanda terapötik kimya, farmakokimya, farmasötik kimya olarak  da isimlendirilir.  Eskiden kimyasal farmasi olarak isimlendirilmiştir. Yani bütün bu isimler bugün eş anlamlıdır ve başka bilim dallarına karşılık gelmemektedir.
Alfred Burger 1970 yılında yayınladığı ve şu ana kadar iyisi yazılamayan kitabında farmasötik kimyayı şöyle tanımlıyor:

Medisinal kimya kökleri kimya ve biyolojinin tüm branşlarında yatan bir bilimdir.Temel olarak ilaçların etki mekanizmasının anlaşılması ve anlatılması ile uğraşır. Bu temelde ilaç etkisi ile kimyasal yapısı arasında bir ilişki kurmaya ve ilacın biyodinamik davranışını kimyasal yapısı ve fiziksel özellikleri ile ilişkilendirmeye çalışır.

Medisinal kimya aynı zamanda tıpta hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılabilecek kimyasal maddelerin izolasyon, sentez ve karakterizasyonu ile de ilişkili bir bilimdir.
1974 yılında IUPAC Information Bulletin’de yayınlanan teknik raporda medisinal kimya şu şekilde tanımlanmıştır:

Medisinal kimya biyolojik olarak etkili bileşiğin izolasyonu, tanımlanması, etki mekanizmasının moleküler düzeyde incelenmesi ve anlaşılması ile uğraraşan bir bilimdir. Medisinal kimya aynı zamanda ilaç ve benzeri maddelerin metabolik ürünlerinin sentezi ve tanınması ile de uğraşan bir bilim dalıdır.

Bu tariflerden anlaşılacağı gibi medisinal kimya sadece bir organik kimya değildir. Biyoloji, biyokimya ve farmakoloji ile de yakından ilişkilidir.

21. Yüzyılın ilk çeyreğinde farmasötik kimya konularını oluşturacak ve farmasötik kimyacıların ilgi alanı içinde önemli yer tutacak olan konular biyopolimerin kimyası olacaktır. Biyoteknolojik ürünlerin hızla önem kazandığı günümüzde, farmasötik kimyacı bu eğilimi yakalayabilmek için iyi derecede protein kimyası, nükleik asit kimyası ve lipid ve lipoprotein kimyası bilmek zorundadır.Yaşamın sırları biyopolimerlerin kıvrımlarında yatmaktadır. Biyopolimerlerin konformasyonları iyi bilinmelidir. Bu nedenle, çok iyi derecede X-ışınları difraksiyonu ve multidimensional NMR tekniklerini bilmeli, kombinatorial kimya bilgisini artırmalıdır. Protein, nükleik asit ve diğer biyopolimerlerin ayrımı, sentezi ve stabilitesi  konularında çalışmalar artacaktır. Bu gibi konularda yetişen medisinal kimyacılar bilimsel zirveleri zorlayabilirler diye düşünmek yanlış olmaz. Ayrıca, bilgisayar ve yazılım tasarımı, kompütasyonal kimya, rekombinant DNA teknolojisi ürünleri, iyon kanalları, hücreiçi haberleşme, enzim inhibisyonu ve inhibitörleri gibi konular güncelliğini koruyacaktır.

21. Yüzyıl, ilaçta patenti kabul eden ülkemizde farmasötik kimya ve farmasötik kimyacının önemini artıracaktır.

Eczacılık mesleğinin tarihsel gelişimi

Eczacılık mesleğinin geçirdiği evreler:

1-Eczane ilaç üretimi dönemi
Eczanede ilaç yapılıyordu ve eğitim daha çok o yönde veriliyordu. İlaçların geçimsizliği kimyasal ve fiziksel stabilitesi  çok öne çıkan kavramlardı. 1950’li yılların başına kadar sürmüştür.

2-Endüstri Dönemi
Burada eczane ve eczacıların önemi gittikçe azalmış ve eczacılar ilacı raftan alıp hastaya ileten kişiler haline gelmiştir.1969 yılına kadar sürmüştür.

3-Hizmet Dönemi
Bu çağda eczacılığın bir hizmet alanı olduğu vurgulanmış ve eczanın ilaç konusunda sağlık ekibinin ve hastanın ilaç danışmanı olduğu fikri ön plana çıkmıştır.
Halihazırda eczacılık mesleği bu çağı yaşamaktadır. Ancak son yıllarda TELEMEDICINE akımı adı verilen bir başka akım başlamıştır. Bu akımda hasta ilacla ilgili bilgisini ve hatta ilacını internet vasıtası ile çeşitli sitelerden temin etmektedir. Bu akım henüz yaygın olarak başvurulmamakla beraber  hızla gelişme kaydetmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde kurulmuş bir dernekleri vardır. ABD’de devletin bu hizmeti denetlemek üzere kurduğu bir kurum vardır.

Farmasötik kimya eğitimi

Eczacılık evlerine paralel olarak farmasötik kimya eğitimi de değişime uğramıştır. Farmasötik kimya eğitiminde önce ilacı tanımak, saflığını kontrol etmek yönünde eğitime ağırlık verilmiş, ilacın fiziksel ve kimyasal özellikleri yanı sıra geçimsizliği ve bozunma ürünleri üzerinde durulmuştur. Daha sonra bu unsurların yanında ilacın sentezi ve kimyasal dayanıklılığı da farmasötik kimya müfredatı içinde yerini almıştır. 1970’li yılların başına kadar farmasötik kimya öğrenimi bu şekli ile eczacılık eğitimi içinde vazgeçilmez yerini korumuş, o yıllardan başlayarak farmasötik kimya eğitimi içinde farmakolojinin yeri artmış, ilaçlar farmakolojik tasnife göre öğrenciye verilmeye başlanmıştır. Yine o yıllardan başlayarak biyokimyasal yaklaşımlar önem kazanmıştır. Örneğin Thomas Nogrady’nin yazmış olduğu medisinal kimya kitabı, biyokimyasal yaklaşımı sergilemektedir.

Gelecek yüzyılda ülkemizde farmasötik kimya eğitimini sadece eczacılık fakülteleri ile sınırlamak mümküm olmayacaktır. Kimya bölümlerinde de farmasötik kimya eğitimi veya medisinal kimya hızla yayılacaktır. Bugün ülkemizde de bazı kimya bölümlerinde ilaç kimyası adı altında farmasötik kimya verilmektedir. Örneğin Ortadoğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümünde Thomas Nogrady’nin Medicinal Chemistry kitabı esas alınarak bir müfredat uygulanmakta, seçmeli olan bu ders öğrenciler tarafından da çok ilgi görmektedir. O bakımdan bilim olarak farmasötik kimyanın önü açıktır. Ancak çok kısır bir döngü içine girmiş olan eczacılık mesleğinin bugünkü şartları içinde, ülkemizde yaygın olarak uygulanan farmasötik kimya eğitimi tartışılır hale gelmiştir. Daha da öte şimşekleri üzerine çekmektedir. Yukarıdaki tariflere bakarak ve eczacılık mesleğinin içinde bulunduğu evreyi göz önüne alarak medisinal kimya eğitimini iki kısımda incelemek gerekir.
 

  • Mezuniyet öncesi eğitim
  • Mezuniyet sonrası eğitim
Bu iki eğitim programı kesin çizgileriyle bir birinden ayrılmalıdır.

Mezuniyet öncesi eğitim

Eczacılık fakültelerinde tek tip diploma verdiğimiz göz önüne alınırsa ve eczacılarında % 85`i eczane açtığına göre biz farmasötik kimya eğitimimizi eczacılık uygulamasında eczacının ihtiyacına göre düzenlemeliyiz diye düşünmek daha doğru olacaktır. Belki farmasötik kimya tarifinde de belirtildiği gibi  eczacılık öğrencisine ilacın etkisinin organik kimyasını vermek daha yararlı olabililir.

Bununla ilgili uygulamalar başlamıştır. Bilindiği gibi aktif öğretim metodolojisi bugün en revaçta bir  yöntemdir ve bunun bir uzantısı olarak bir çok ülkede vaka yönelimli medisinal kimya (Case-Oriented Medicinal Chemistry) adı altında kurslar düzenlenmekte ve öğrenciler o yönde eğitilmektedir. 21. Yüzyılın farmasötik kimya eğitimi bu yönde gelişecektir. Bu konuda Currie, Roche, Zito’nun editörlüğünü yaptığı bir kitap 1996 yılında piyasaya çıkmıştır.

Günümüzde Amerika Birleşik Devletlerinde Farmasötik Kimya lisans eğitimi çok değişik bir yaklaşımla sunulduğundan, başka bir deyişle eczacılık uygulamalarına dönük kısmına önem vererek bir program uygulandığından, farmasötik kimya doktorası yapacak eczacılık okulları mezunlarına  doktora öncesi yüklü bir kimya öneğitimi verilmektedir. Çünki eczacılar kimya bilgisi noksan olarak mezuniyet sonrası eğitime gelmektedirler.

Teorik derslerde verilen farmasötik kimya eğitimi yanında uygulamalarımızda da daha çok ilacın tanınması sentezi ve ayrımı gibi konular üzerinde durulmaktadır. Bu gibi uygulama programları, temel bilimlerin kavranması bakımından gereklidir.
Farmasötik kimya eğitimi, eczacılık eğitiminden ayrı düşünülemez. Eczacılık eğitiminde bir kalite denetimi, daha doğrusu bir kalite sorunu yoktur. Eczacılık fakültesine giren herkes eczacı olarak mezun olmakta ve bir meslek sahibi olmaktadır. Halbuki eczacı olmak bu denli kolay olmamalıdır. Eczacılık lisans sınavı adı altında getirilecek bir sınav, tüm eczacılık eğitiminde olduğu gibi farmasötik kimya eğitiminde de kaliteyi artıracaktır. Aksi halde içinde bulunulan rehavet eczacılık lisans eğitiminde herhangi bir atılıma olanak vermeyecektir.

Mezuniyet sonrası eğitim

Bu eğitim programında yukarda bahsedilen farmasötik kimyanın tüm unsurları verilmelidir. Farmasötik kimyacı, iyi kimya, iyi organik kimya, biyokimya ve iyi farmakoloji bilmelidir. Matematik ve istatistik bilmelidir. 21. Yüzyılda ülkemizde farmasötik kimya mezuniyet sonrası eğitimi bu şekilde düzenlenmelidir. Bu unsurların hepsini bir anda vermek mümkün olmadığından öncelikle yüksek lisans eğitiminde bir branşlaşmaya gidilmesi yerinde olacaktır.
Bunun ötesinde büyük bilim adamı Sayın rahmetli Cahit Arf’ın dediği gibi “bilim anlamaktır”. Bilim ile anlamak için ve anlamayı geliştirmek için uğraşılması gerekir. Bilim insanlığı bir yaşam tarzı, bir felsefedir.
Bu noktadan hareketle akademik faaliyet nedir? Biraz da bu konunun  açılması gerekir.

Akademik faaliyet

Akademik faaliyet, mevcut bilgi birikimini derlemek ve bu derlenen bu bilgi birikimini en doğru ve anlaşılır şekilde gelecek kuşaklara aktarmak ve bu bilgi birikimine katkıda bulunmaktır.

Kolayca anlaşılacağı gibi akademik faaliyetin en önemli unsuru öğrenmek ve öğrendiğini en anlaşılır bir şekilde genç kuşaklara aktarmaktır.  Bu nedenle bilgi birikimine katkıda bulunmak için anabilim dallarımızda seminer, makale saati gibi unsurlara yer vermeli ve bunlardan asla ödün vermemeliyiz.

Bilgi birikimine katkıda bulunurken bilimsel yöntemin özünde yatan sorgulama ve sınama hiç bir zaman gözardı edilmemeli farmasötik kimya anabilim dalları içinde bu özgür sorgulama ve sınama ortamı sağlanmalıdır.

Prof. Dr. Tosun Terzioğlu “Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı” isimli kitabın sunuş yazısında şöyle diyor: “Ben matematikçiyim. Yeni bir teorem bulduğum zaman sonuçlarımı ve kanıtımı ilkin bölümümün seminerinde anlatırım. Seminere katılan her meslektaşım yaptıklarımı anlamaya çalışır, kanıtlarımı inceler, sınar ve yanlış veya boşluk bulmaya çalışır. Bu sözlü sunuşlar başka bilimsel toplantılarda da sürebilir. Eğer beni dinleyen matematikçiler yaptıklarımda yanlış bulamamışsa sonuçlarımı bir makale haline getirip bir dergiye yollarım.”

Kitaplar, televizyonda yayınlanan bilimsel içerikli programlar, dersler, seminerler, derlemeler,  araştırma makaleleri karanlığı aydınlatmaya çalışan birer mum ışığıdır. Bu kaynaklar genç nesillerin yararlanması için olmalıdır. Bunlar bilimi anlaşılır kılmalıdır, zorlaştırmamalıdır.

21. Yüzyılda farmasötik kimya eğitiminin ülkemizdeki tüm farmasötik kimya bölümlerinde böyle bir akademik ortamda yürütüleceğini düşleyerek saygılarımı sunuyorum.