ASSOCIATION OF PHARMACEUTICAL AND MEDICINAL CHEMISTRY
Founded on June 10, 1994
Honorary President :   Prof.Dr. Hayriye Amal

Home       Association          Members        Events  Farmeder          Links      Journals



     Noyanalpan   |  Nebioğlu  |  Şahin   |  Ateş  |   Domaç  |  Turgut

Prof.Dr.Ningur Noyanalpan
Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğr. Üyesi

 
Önce bu pazar günü zahmet edip, buraya geldiğiniz için hepinize, konuşmacılar başta olmak üzere, hepinize çok teşekkür ediyorum. Az önce derneğimizin tarihçesi hakkında çok güzel düzenlenmiş bir sunuş izledik. Hatta onun ardından gelen konuşmadan sonra, panelde konuşmacıların ortak kanısı “acaba biz Altan Hoca’nın söylediklerine den den geçsek, yahut ibid ibid desek yeterli olur muydu?” şeklinde idi, bilimsel bir tanımlamayla. Tabii şaka bir yana, kendi alanlarında uzman olan konuşmacılarımızın her birisi, bize değişik açıdan bakarak bu konuda bilgi sunacaklar. Ben izin verirseniz sadece panelin konusu ve nelere değineceği hakkında bir fikir versin diye, bir dakikalık bir sunuş yapmak istiyorum. Konuşmacılardan hiçbirini, hiç kimseye tanıtmayacağım. Çünkü hepsi, hepiniz tarafından gayet iyi tanınıyor. Konuşacağımız konunun ne olacağını Sayın Bilgin konuşmasının başında zaten söyledi: 21. Yüzyıla girerken dünyada ve yurdumuzda farmasötik kimya eğitimi. Ne kadar konuşsak yine de az herhalde bu konu üzerinde. Dolayısıyla tekrar konuşulmaya değer bir konu olarak bulduk. Ben izin verirseniz konuşmacılar başlamadan önce çok özetle iki noktayı vurgulamak istiyorum. Son gelişmelere, özellikle gelişmiş ülkelerin değerlendirmelerine göre toplumlar bugün üç kategoride inceleniyor ve eğitim sistemlerine göre yargılanıyorlar. Eğer bir toplumun eğitim sistemi ezberci, öğretmen merkezli ve aktarıcı ise, aktarımcı ise o toplum tarım toplumu olarak görülüyor. Tarım toplumu olarak değerlendiriliyor. Eğer bir toplumun eğitim-öğretim sistemi eleştirel ve sorgulayıcı ise, o toplumun sanayi toplumu olabildiği kabul ediliyor. Ama, eğer bir toplumun eğitim-öğretim sistemi yaratıcı ise, saydıklarımın üstüne yükselmek koşulu ile, yaratıcı ise, o toplum artık günümüzün çağdaş toplumundan birisi, bilgi-enformasyon-iletişim toplumu olarak, komünikasyon toplumu olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin ilk öğretiminden başlayıp üniversitenin son sınıfına kadar eğitim-öğretim sistemi öğretmen merkezli, ezberci ve aktarıcı bir sistemdir. Demek ki biz primitif tarım toplumu olarak görülebiliriz.

Bu toplantıya gelmeden önce merak ettiğim için bir miktar internette dolaşmaya çalştım ve Endonezya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar adım adım şöyle bir ilerlemeye çalıştım. İlginç şeyler var, merak edenleriniz olursa, bu adreslere girip bakarlarsa görecekler. Endonezya ve İran başta olmak üzere bazı ülkelerde üniversitede iyi dindar adamların yetiştirilmesi öngörülüyor. Yani dini bütün insanların eğitim ve öğretiminin yapılması öngörülüyor Endonezya ve İran’ın farmasi kurrikulumuna bakıldığında. Oradan biraz daha batıya doğru gittiğimizde özellikle Çekoslavakya, Finlandiya, İtalya gibi ülkelerde bizimkine benzer programların uygulandığını görüyorsunuz. Çok çok özetle konuşuyorum. Almanya, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise yine tamamen karma bir şekilde sunacağım; farmasötik ve medisinal kimyaların içerisinde toksikolojiyi görüyorsunuz, farmakolojiyi görüyorsunuz, biyokimyayı görüyorsunuz. Demek ki dünyada henüz daha üzerinde tam anlaşma oluşmamış bir sistem hüküm sürmekte. Şimdi bu durumda bu vermiş olduğum iki kısa başlıkta, belki  bir ipucu olacaktır.

Konumuzda ilk yaklaşımı Sayın Kaya Turgut’tan rica ediyoruz. Kendisi yetiştirdiğimiz ürünün nasıl olması gerektiği hakkında herhalde bize bilgi verecektir. Önce bir saçımızı keselim, önümüze düşsün, rengini görelim ki ondan sonra, neler yapmamız gerektiği konusunda tartışabilelim.