|
Doç.Dr.Füsun Çuhadaroğlu Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğr.Üyesi
Öncelikle beni davet ettiğiniz için sayın başkan ve dinlemeye gelen herkese teşekkür ederim. Ben sizlere bu anne, baba, çocuk çatışması üzerine biraz birşeyler aktarayım istedim. Çünkü günümüzün çağdaşlaşmakta olan Türkiyenin ailelerinin daha da önem kazandığını düşündüm. Bir sorun haline gelen bir konu bu. Onun için Altan Beyin dediği gibi geçmişte yaşamış olan, yaşamakta olanlar ve yaşayacak olan bir kesimin burda olacağını düşünerek böyle bir konuyu belirlemiştim. Çocuk ve ergenlikteki gelişim dönemlerini başlıklar halinde anlatacağım. Çünkü her gelişim dönemindeki çatışma farklıdır. Gelişim dönemlerine göre yaşanan çatışmaları bir özetlemeye çalışacağım. Çok klasik anlamda en klasik anlamda belki bir çoğunuzun aşina olduğu bir konu.İlk
bir seneyi erken bebeklik dönemi olarak adlandırıyoruz. Ondan sonra
iki,üç yaş arasındaki dönem tıbbi terimle anal dönem diye tabir
ettiğimiz daha böyle tuvalet eğitiminin verilmeye çalışıldığı
bir dönem çocuklar için. Üç-beş yaş arası ödipal dönem diye
adlandırılan Kral ödipus’un öyküsüne dayandırılan bir dönem.
Çocukların daha çok kendi cinsten ebeveynleriyle biraz çatıştıkları,
biraz karşı cinsten ebeveyne hayranlık duydukları bir dönem.
Sonunda da kendi cinsten olan ebeveynleriyle bir özdeşim içine
girerek sorunları çözümledikleri bir dönem. Ondan sonra ilkokula
kadar olan süreyi beş yaştan sonrayı oyun dönemi olarak adlandırıyoruz,
daha sonra ilkokul dönemi geliyor ve ondan sonrada ilkokulun bitimine
kadar12 yaş ve sonrası ergenlik dönemi. Ergenlik dönemi 21 ve hatta
bizim memleketimizde uzayan eğitim koşulları nedeniyle 25’e kadar
çıkabilmekte bazen. gereksinimlerinin
üstünde ona bir şey yüklemeye çalışmamak. Çünkü annelerin en
önemli teması beslenmeyle ilgilidir daha çok o dönemde. İkinci
döneme geçtiğimizde anal dönem dediğimiz dönemde çocuklar artık
ayaklanmıştır. Yürümeye başlayınca afacanlar her yere yetişirler.
Ortalıklar karışmaya başlar. Dolapların içindekiler, çekmeceler dökülmeye
başlar. Evlerin içinde dolaşan ayaklı felaketler haline gelebilir
bazı çocuklar. Tabii anne babaların o zaman bu dönemde işleri onların
peşinden birazcık koşmak şeklini alabilir. Bu yaşta çocuk artık
konuşmayada başladığı için babayla ilişki de daha belirgin hale
gelir. O zamana kadar babalarda biraz kendi iç çatışmalarını azıcık
çözümlemiş oluyorlar. Biraz baba kimliğini de daha benimsemiş
oluyorlar. Evdeki üçüncü şahısa alışmış oluyorlar bebek bu yaşa
gelene kadar. Babada devreye girer ve anne babayı en çok meşgul eden
şey o dönemde çocuğa bir takım sınırlar koymak. Evde yapılır
yapılmaz şeyleri hem belirlemek, hem çocuğun uymasına yardımcı
olmak ve en önemli şeylerden biride tuvalet eğitimi vermektir bu dönemde.
En önemli çatışma konusu da tuvalet eğitimi sırasında kendini gösterir
çoğu kez. Tabii bazen anne babalarla bazende anne babalarla değilde
çocuklar bakıcıları ile bu çatışmaları yaşayabiliyorlar. Şimdi
tuvalet eğitimi kazanma konusu, yani idrarını ve gaytasını kendi
kontrolünde yapabilme becerisini kazanmak birazcık bebekte bir özerklik
duygusu bir kendi otonomisini ve insiyatifini kullanabilme duygusu
kazanmakla da birlikte giden bir süreçtir. Yani o kontrolün kendinde
olduğunu hissettikçe çocuklar hem kendilerine bir güven kazanırlar.
Kendi bedenlerini kontrol edibiliyor olmalarını farketmeleri ileriye yönelik
olarak çevresel bir takım şeyleride kontrol edebilme güveni kazandırır
kendilerine. O açıdan önemli. Ama eğer bu dönemde anne baba çocuğu
çok fazla kurallarla boğarlarsa, çok fazla yasaklar getirilirse, onu
şöyle yapma, asla bu böyle
olmaz, her an bir kısıtlama, her an bir engel koyma. Veya
tuvalet eğitimi konusunda yine yaptın, yapmadın,bezine bakayım. altına
kaçırdın mı? kaçırmadın mı? hadi beş dakikada bir tuvalete
gidiyoruz, koş gibi tutumlar ne yapar? Çocukta gelişmesi beklenen bu
kendi kontrolünde olma bazı beden işlevlerini ve kendi insiyatifini
kullanarak bedeb işlevlerini yerine getirebilme duygusunun malesef gelişmemesine
neden olur. 3-5
yaş döneminde artık bu inatlaşmaları azalır, ilgileri
cinsiyetlerini farketmeye yönelir. Erkek çocukların pipisi olduğu kızların
olmadığı her iki cinsteki çocuklar tarafından farkedilmeye başlar.
Cinsel organlar ilgi alanı haline gelir. Bununla birlikte annenin babanın
da farklı cinsten olduğunu farkederler ve erkek çocuğun annesine kız
çocuklarında babaya hayranlığı başlar. Erkek çocuklar annenin
ilgisini, kız çocuklar da babanın ilgisini üzerlerine çekmek için
çalışırlar. Kız çocuklar annelerinin makyaj malzemelerini kullanır,
annesinin giysileri, takıları takılır, babaya gösterilir. Bunun
anlamı 'Annemi beğeniyorsun, bak bakalım benide beğenecekmisin?'dir.
Erkek çocuklarda aynı şeyi anneleri için yaparlar. Genellikle bu dönemde
çocukların bir merakı gece gidip anne ve babasının arasında
yatmaya çalışmaktır. Bir şekilde ikisinden birini saf dışı edip
öbürüne sokulup yaklaşarak beraber yatmak. Bu dönemde genellikle çatışmalar
anal dönemdeki kadar çok yoğun yaşanmaz. Burda çocuk çatışmayı
kendi içinde yaşar. Anne babaya düşen çocuğun bu dönemde kendi içinde
yaşadığı çatışmayı halledebilmesine destek olmaktır. Ne çatışması
yaşıyor çocuk içind? Çatışma şudur: bir taraftan karşı cinsten
ebeveynin ilgisi beğenisini kazanmak ve onun nezdinde özel bir yer
edinebilmek için çabalarken, bir taraftan da kendi cinsinden olan
ebeveynle bir rekabet duygusu içindedir. 'Ben anneme rağmen babamın
ilgisini çekiyorum.' ya da 'acaba babam beni daha çok severse annem
beni kıskanır mı?' Erkek çocuklar için de bunun tersi geçerlidir
tabii. Bu tür şeyler çocuğun içinde tamamen bilinç dışı işleyen
bir süreçtir ama bu rekabet bir taraftan da bir suçluluk hissi yaratır.
Annenin ya da babanın sevdiği şeyi elinden alıyor olmak aynı
zamanda bir cezalandırılacağı düşüncesini de birlikte getirir.
Anne babaya düşen bu dönemde şudur: aynı cinsten olan ebeveynin çocukla
mümkün olduğunca olumlu bir ilişki sürdürerek çocuğun kendisiyle
özdeşim kurabilmesine yardımcı olmalıdır. Özdeşimi şöyle tanımlıyoruz:
Kız çocuksa anneyle, erkek çocuksa babayla yakınlaşması, kendini
ona benzetmeye çalışması. Kız çocuk için bunun ifadesi şöyledir:'annem
gibi bir kadın olarak babam gibi bir eş bulabilirim' . Bu aşama çatışmanın
ortadan
kalkmasıdır.Erkekler için de tam tersi geçerli. Babama benzeyen bir
kuvvetli erkek olayım annem gibi bir kızın ilgisini beğenisini
kazanabileyim sonucuna varıldığında bu çatışma geçiyor. Mümkün
olduğunca aynı cinsten ebeveynin çocukla başka alanlarda çatışmaya
girmemeye çalışmasını, mümkün olduğunca onla daha yumuşak ,
uyumlu bir ilişki sürdürmesini, karşı cinsten olan ebeveyninde çocuğun
içindeki bu çatışmayı desteklemeyecek şekilde davranmasını öneriyoruz.
Bu şu demek , küçük çocukların onlara sokulması, anne babayla
birlikte yatmak istemesi, onların da hoşuna giden bir şeydir. Gelip
koynunuza kıvrılan bir bücürü yataktan atmak tabii ki zor
olabiliyor bazen. Ama anne babalarında sevgisinin ağır bastığı bir
çocuğu olabilir. Bu insan doğasıyla bağdaşmayan bir şey değil.
Yani bir babanın kızına çok fazla ilgisi sevgisi vardır ve bunu çok
fazla belli edebilir. Böyle
bir durum çocuğun kafasındaki çatışmanın çözümlenmesini
engeller. Babam zaten beni çok seviyor ve ben zaten anneme rakip olmuş
durumdayım diye anneye karşı suçluluk duygusu ve ceza beklentileri
çok artar. Anneye yaklaşmasını güçleştiren bir durum oluşturur.
Çocuklarımıza
gösterdiğimiz sevgiyide belli bir dozda tutmak gerekiyor. İçimizde
çok sevgi duyabiliriz ama onlara ifade ederken gösterirken belli bir
dozda tutmak gerekiyorki sevgiyle de bir çatışmaya yol açılmasın. Bundan
sonraki oyun çağı dediğimiz dönem ve okul çağı çocukların, bu
özdeşimlerini sağlandıktan sonra çatışmaların yatıştığı bir
dönemdir. Oyun oynarlar, eğlenirler, kendi iç dünyalarını ortaya
koymaya çalışırlar, annelerle babalarla ilişkilerini pekiştirmeye
çalışırlar. Sosyalleşirler ve arkadaş ilişkisi kurmaya çalışırlar.
Daha sosyal ilişkilere yöneldikleri bir zamandır özellikle oyun dönemi. İlkokul
çağı ile birlikte çocuğun ve ailenin hayatına yeni bir şey girmiş
olur. Okul, dersler, öğrenilmesi gereken birşeyler, yarışılması
gereken birşeyler dolaylı olarak. Bu dönemde anne baba çocuk çatışmaları
bu konular la ilişkili olarak ortaya çıkar.. Tabii ki çocuklarımızı
bazı şeyler öğrenmesi için teşvik edeceğiz, yönlendireceğiz,
bilmediklerini öğreteceğiz, belli bir miktarda rekabet duygusu geliştirmelerini
sağlayacağız ama bunun dozuda çok önemli. Anne babanın çocuğa aşılamaya
çalıştığı yarışma hırsı kendi kapasitesinin veya isteğinin çok
üzerinde gidiyorsa o zaman ciddi
bir çatışma olur ve çocuk için ciddi bir baltalayıcı konu ortaya
çıkmış olabilir. O nedenle anne babalara hep çok fazla
beklentili olmamalarını öneriyoruz. Beklentilerinizi çok fazla
hissettirmeyin, çocuğunuzun ne kadar yapabildiğini görün, onu teşvik
edin, destekleyin ama hep olumlu biçimde, yaptıklarını ödüllendirerek,
mümkün olduğunca eleştiriden uzak durarak. 'Bundan sonra dahada
iyisini yapabileceğini biliyorum, gayret edersen daha başka birşey
ortaya çıkarabilirsin' şeklinde. Çocukları kendilerinde var olan
yetenekleri kadarıyla kabul etmeyi öğrenmemiz gerekir. Anne babalarda
eğitiliyorlar aslında çocuk eğitirken. Farklı bir biçimde eğitilmiş
oluyoruz. Bu dönemin en temel özelliği budur. Bizim ülkemizde bu
problemleri anadolu liseleri sınavlarında ve üniversite sınavlarında
gözleyebiliriz. Ben her sene yılın ikinci yarısında hep üniversiteye
hazrlanan gençleri görüyorum. Çok istek oluyor. Gerçekten yazık,
ızdırap içinde geçiyor çocuğun o senesi. Ama bir sınavı başarmanın
bütün yaşamı belirleyecek çok önemli hatta en önemli gösterge
haline getirilmemesi lazım. Çocuk için de anne babalar kendileri için
de bunu böyle yapmamalıdırlar. Sonuçta hayatta çok farklı boyutta
çok farklı yönler vardır. Çocuklarımız illede bizim istediğimiz
yola girmeyebilirler veya girmek istemeyebilir. Anne baba olarak bazen
bazı şeyleri kabullenmekde bize düşüyor. Çocuğumuzu çok fazla yıpratmamak
adına onun isteğine paralel gitmek, onun isteğine ve kapasitesine
saygı göstermek ve onu yapabilecekleri doğrultusunda desteklemek lazımdır. Ergenlik
dönemi, anne babalar için gerçek bir sınav dönemidir. Neden? Bütün
anne babalar ama istisnası yoktur sadece dozu herkese göre değişir,
her anne baba çocuk ergenlik dönemini yaşarken kendi ergenlik dönemini
yeni baştan yaşar gibidir. Zor bir iş, çünkü çocukların o dönemde
yaşadıkları çatışmalar, olaylar, duygusal iniş çıkışlar,
kestirememe halleri bizlere kendimizin o dönemde yaşadığımız bir
takım çatışmaları hatırlatır. Çoğu zaman bunun farkında olarak
yaşayamayız. Çünkü herşeyi o kadar düşünecek vaktimiz olmuyor
gerçek yaşamda. Bilinç dışı olarak ergenler anne babalara bunu hep
hissettirirler. Ergenlik dönemi insanın hayatında daha sonra geliştireceği
kişiliğinin çok büyük ölçüde belirlendiği bir dönemdir. Yani
kişilik gelişiminin ergenlik dönemi sonuna kadar olduğunu kabul
ediyoruz ama ondan sonra hayatımızı nasıl geçireceğimiz büyük
oranda insanın ergenlik dönemini nasıl geçirdiğiyle parelel gider.
Yani çok birebir olmasada büyük parelellikler vardır. O nedenle
ergenlik dönemi insan hayatında en önemli dönemdir diyebilirim. Çocukların
yani ergenlerin bu dönemi mümkün olduğunca en sağlıklı en
problemsiz bir biçimde geçirmelerine yardımcı olmak anne babalara düşen
en önemli görevlerden biridir. Fakat hakikaten zor bir dönemdir.
Ergen bir çocuk sahibi olmak her aile için bir stres kaynağıdır. Az
veya çok derecede ama zorlarlar anne babaları. Çünkü ergenlerin bir
önemli özelliği sınırları zorlamalarıdır. Evdeki kuralları
zorlarlar. Anne baba 'beşte evde olmanı bekliyoruz' der. Ergen
beş buçukta eve gelir. Yani 'sınırları ne kadar esnetebilirim.?
Bunların sözünü ne kadar değiştirebilirim?'
diye uğraşır gençler. Bir anlamda 2-3
yaş döneminde olduğu gibi. Bir takım kuralları daha yakın takip
ettirmek zorunda bırakırlar sizleri. Kuralların çiğnenmemesi için
biraz daha fazla efor harcamanız gerekebilir. Birde bu dönemin en önemli
özelliği anne
baba çocuk çatışmasının en yoğun yaşandığı dönem olmasıdır..
Çünkü çocuklar birraz kendi kimliklerini kazanma çabasındadırlar
ve kimlik kazanma aşamaları içinde önemli bir adım o zamana kadar
anne-babalarıyla olan bağımlıklarını biraz kopartmaya çalışmaktır.
Çocukluk çağında anne-babalar çocukların idolleridir, en ideal
onlardır her türlü meseleyi sorunu çözebilecek güçtedirler ama
ergenlik dönemine girdikleri zaman genç biraz etrafa açılır, arkadaş
gruplarına girmeye başlar, pastaneye gitmeye, okulda gruplaşmaya başlar,
okuldışı faaliyetlere girer, spor faaliyetlerine girer, farklı kulüpler
gibi durumlar ortaya çıkar ve kendi ailesi dışında farklı
ailelerden gelen çocuklarla karşılaşırlar . ergenler birbirleriyle
daha çok kendi ailelerini konuşan bir yaş grubudur. anneler
babalar çekiştirilir bu arkadaş gruplarında zaman zaman. Böylece çocuk
başka ailelerin değerlerini, davranışlarını,
doğrularını, yanlışlarını da öğrenir ve
yavaş yavaş kafalarında anne babalarıyla ilgili sorular belirmeye başlar
“Bak benim annem babam böyle yapıyor ama arkadaşımınki yapmıyor,
galiba bunlar her zaman da en doğru şeyi yapmıyorlar”yani eleştirel
bir sorgulama içine girer ergen. Eleştirel sorgulamanın nasıl yaşandığı
çocuktan çocuğa değişir eğer anne babaya sert çıkma şeklinde
ortaya konmaya başlarsa babaları
alır bir kaygı. “ay ne oluyor bu çocuğa, çocuğumuz elden gidiyor
galiba, bizden kopacak bu çocuk, eyvah o bilmediğimiz arkadaş grubunu
da benimsedi
galiba. Ya onlar gibi olursa, tanımıyoruz da sigaraya başlarsa ne
yaparız' Çocuğun kendilerinden kopması kaygısı anne babada korkuya
düşürür. Çünkü bakın bu dönem kendi ergenliklerini de tekrar gözden
geçirdikleri, yaşadıkları bir dönem. Eğer anne babalar kendi
ergenlik dönemlerini kendi anne babalarıyla bağımlı şekilde yaşamışlarsa
o zaman o bağımlılıktan kurtulmak zor bir iştir. Çocuğun bu dönemine
ayrılaşma-bireyselleşme dönemi diyoruz .Bakın ayrılma değil ayrışma,
çünkü bir karşılıklılık içeriyor. Sadece çocuğun anne ve
babadan kendini ayırması, bir birey olarak ayrı görmesi, ayrı bir
kişilik geliştirmesi değil anne babanında kendini ondan ayrı ve
farklı görmeye başlamasını gerektiren bir dönem. Yani eğer anne
babalar o ayrışmaya hazır değillerse, çocukların bir
birey olarak görüş farklılığı olabileceğine, kendilerine
uymayan şekilde davranmak isteyebileceğini hiç kabullenecek durumda
değillerse o zaman ne olur. Anne baba tepki olarak aşırı bir kontrol
çabasına girer “Hayır sen beşde gelecekin bak beşi çeyrek geçe
geldin, kimlerle, nerdeydin? Neden geç kaldın? Otobüs
sekizdeydi…………..gibi böyle çocuğun aşırı üzerine düşme,
aşırı bir kontrol etmeye çalışma, hayır o arkadaşını beğenmiyorum,
sen asla onunla arkadaş olma, sana yakışan şu arkadaştır gibi baskılara
ergenlerin tepkisi artar. Tepkisinin artması anne babaların çocuk
elden gidiyor kaygısını artırır. Kaygı arttıkça kontrol çabası
artar ve böylece kısır bir döngüye girilir. Yoğun bir çatışma
ortamı olur. Bu çocuklarda bazen ciddi bir biçimde eyleme vurum dediğimiz
evden kaçma, okuldan kaçma gibi aşırı tepkisel davranışlar ortaya
çıkabilir. Yapılacak şey ne? aman özgür bırakalım, ne isterse
yapsın değil tabii ki. Yine bazı kuralları iyi ve net olarak aynı o
2-3 yaş dönemindeki gibi belirlemek lazım. Tamam sen arkadaşlarınla
mı gidiyorsun evde beşte olman lazım. İzin istedi. Tamam öyleyse
yedide evde olabilirsin. Ama belli kontratlar yapmak gerekiyor. Yaptığınız
kontratada uymasını sağlamanız gerekir. Baktınız kontrata uyuyor
sorun yok. O zaman çatışmasız halletmiş olursunuz zaten. Ama baktık
ki sınırlar hep deliniyor yedi diyorsunuz sekiz oluyor sekiz
diyorsunuz dokuz oluyor. Çok kesin olmalısınız. Hayır bu evin kuralı
bu, biz senin geç kalmanı istemiyoruz. Böyle tekrarlayacak olursa bazı
yaptırımlarınız olmalı. Bak sen evdeki kurallara çok saygısızlık
ediyorsun diye karşılıklı konuşulabilir ergenlerle yetişkin gibi.
Bu konuyu nasıl halledebiliriz gel seninle konuşalım diye konuşmayı
denemek iyi bir yoldur. Dinleyin. Ergenler genellikle kendilerini
çok da güzel ifade ederler. Çok yapıcı eleştiriler alabilirsiniz
çocuklardan. Hakikaten eğitici şeylerde söyleyebilirler. Onlarla karşılıklı
olmak önemli. Dinleyin. Kendinize bir eleştiri payı çıkarabiliyorsanız
o eleştiriyi yapıcı hale sokup uygulamak ve yine bir kontrat yapmak
çözüm olabilir. Ama kontrat yaptınız ve tekrar kontrat bozuldu o
zaman bazı yaptırımlar uygulamak gerekir. 'Bu hafta sonu arkadaşlarınla
çıkamıyorsun, çünkü hafta içi bütün kuralları ihlal
ettin.'gibi. Çok katı kuralcı gitmeden mümkün olduğunca uzlaşmacı
gitmeye çalışmak ama gerektiğindede kuralları korumak çok çok önemli.
Ama ergenler gerçekten anne babaları çok zorlayabilirler. Anne
babalar bu dönemde kendilerini suçlamaya başlayabilirler. Yani
herkesin çocuğu böyle yapmıyorda neden benimki? Aslında evlerin bir
çoğunda buna benzer çatışmalar üç aşağı beş yukarı yaşanmaktadır.
Önemli olan hiç çatışma yaşamamak değil, çatışmaları uygun
çözümlerle tatlıya bağlayabilmektir. *Doç.Dr.Füsun
Çuhadaroğlu'nun 2.Mayıs.2000 tarihinde, Derneğimizin sosyal ve kültürel
faaliyetleri çerçevesinde verdiği konferanstan derlenmiştir.
|